Bursa
Az Bulutlu
29.2°
tiviPORT

FETÖ'NÜN 15 TEMMUZ SONRASI B PLANI: KONTROLLÜ DARBE SÖYLEMİ NASIL KURGULANDI?

2026.07.15 10:19 Son Güncellenme: 2026.07.15 10:20 - GÜNDEM

FETÖ'nün 15 Temmuz darbe girişimininin başarısız olması ihtimaline karşı önceden "kontrollü darbe" söylemini içeren bir "B Planı" hazırladığı ortaya çıktı.

FETÖ'NÜN 15 TEMMUZ SONRASI B PLANI: KONTROLLÜ DARBE SÖYLEMİ NASIL KURGULANDI?

FETÖ'nün 15 Temmuz 2016'daki darbe girişiminin üzerinden 10 yıl geçmesine rağmen, örgütün darbe sonrasında yürüttüğü dezenformasyon faaliyetlerine ilişkin yeni değerlendirmeler gün yüzüne çıkmaya devam ediyor. Darbe girişiminin başarısız olması ihtimaline karşı örgütün önceden "B Planı" hazırladığı, bunun merkezinde ise "kontrollü darbe" söyleminin yer aldığı ortaya çıktı.

FETÖ'nün yaklaşık 40 yıl boyunca gizlilik içinde inşa ettiği mahrem yapılanmasının örgütün en kritik unsuru olurken örgüt elebaşı Fetullah Gülen'in bu yapıyı "1 asker 10 koleje eşdeğer" sözleriyle tanımladı. Örgütün, farklı meslek gruplarına yerleştirdiği mensupları aracılığıyla devlet kurumlarına sızdığı, bireyleri ailelerinden ve toplumsal bağlarından kopararak kendi ideolojisi doğrultusunda yönlendirdi.

FETÖ'nün dış destekçileri doğrultusunda hareket ederek yargı, emniyet ve kamu kurumlarındaki yapılanmasını çeşitli operasyonlarda kullandığı, Paralel Devlet Yapılanması'na yönelik soruşturmaların Türk Silahlı Kuvvetleri'ne uzanmasının ardından ise örgütün 15 Temmuz darbe girişimini hayata geçirdi. 2016 Yüksek Askeri Şura toplantısında alınması beklenen tasfiye kararlarını önceden öğrenen örgütün, bu nedenle darbe girişimini öne çekti ve kendi Meclisini, halkını ve kamu binalarını hedef aldı.

Darbe girişiminin başarısız olma ihtimaline karşı geliştirilen "kontrollü darbe" söylemi örgütün "B Planı" olarak hazırlanırken bu sürecin merkezinde Enver Altaylı'nın bulunduğu ortaya çıktı. Uzun yıllardır yabancı istihbarat servisleriyle bağlantılı olduğu bilinen Altaylı, yurt dışındaki firari FETÖ mensubu eski askerlerle temasını sürdürdü ve örgütün üst düzey isimlerinden Mustafa Özcan ile uzun yıllara dayanan ilişkisi bulundu.

Soruşturma dosyasında yer aldığı belirtilen kayıtlara göre Altaylı'nın, "A Search For Truth" başlıklı ve "kontrollü darbe" iddiasının temelini oluşturan raporu yayımlanmadan önce, Nisan 2017'de kendi bilgisayarında düzenledi ve örgüte bu konuda yönlendirmelerde bulundu. Rapor 16 Mayıs 2017'de FETÖ/PDY kontrolündeki Stockholm Center for Freedom tarafından yayımlandı ve darbe girişiminin bir senaryo olduğu iddiası da bu metin üzerinden uluslararası kamuoyuna servis edildi. FETÖ ile Enver Altaylı'nın ortak çalışması olarak nitelendirilen bu söylemin daha sonra siyasi tartışmalarda kullanıldı ve örgütün kurduğu dezenformasyon planına hizmet etti.

Enver Altaylı'nın yalnızca 15 Temmuz sonrasında değil, 17-25 Aralık süreci, Gezi Parkı olayları ve MİT tırlarının durdurulması sürecinde de FETÖ'nün söylemlerine yön verdiği ortaya çıktı. Ayrıca Altaylı, darbe girişiminin ardından firari FETÖ mensubu eski askerler tarafından hazırlanan "Erdoğan ve Türkiye'nin Dönüşümü" başlıklı propaganda metninin Almanya ve İsrail'deki üst düzey isimlere ulaştırılması amacıyla İsrailli Prof. Dr. Amatzia Baram'a gönderilmesini sağladı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın çağrısıyla vatandaşların sokaklara çıkarak darbe girişimini engellemesinin ardından FETÖ'nün strateji değişikliğine gitti. Örgüt daha önce Türkiye'yi "radikal İslam" ve "IŞİD destekçisi" gibi göstermeye yönelik yürüttüğü faaliyetleri bu kez 15 Temmuz sonrasındaki dezenformasyon kampanyalarına dönüştürdü. Firari darbeciler tarafından hazırlanan raporlar farklı ülkelerde etkili kişi ve kuruluşlara Enver Altaylı'nın onayının ardından ulaştırıldı.

Enver Altaylı'nın bilgisayarında ele geçirildiği belirtilen belgelerde Türkiye'de kaos ortamı oluşturulmasına yönelik planlamalar yer aldı. Buna göre belgelerde, ekonomik kriz oluşturulması, Körfez ülkelerinden Türkiye'ye para akışının kesilmesi için uluslararası baskı kurulması, tüm muhalif kesimlerin sokağa yönlendirilmesi ve aşamalı şekilde iç çatışma ortamının hazırlanması gibi önerilerin bulunduğu ortaya çıktı. Aynı süreçte FETÖ'nün mahrem yapılanması da cezaevlerinde isyan ve kaos planları yaptı.

Öte yandan, Altaylı'nın bilgisayarında bulunduğu belirtilen ve 18 Şubat 2016 tarihini taşıyan bir notta yer alan ifadelerin, devlete ve devlet yönetimine karşı ayaklanmayı desteklediği de ortaya çıktı.