2026.06.10 17:26 Son Güncellenme: 2026.06.10 17:38 - GÜNDEM
Ankara'da uzun süredir hazırlıkları sürdürülen "Terörsüz Türkiye" sürecinde kritik bir eşiğe gelindi. Meclis'in 15 Temmuz tatiline girmesinden önce 9 maddelik bir çerçeve yasanın gündeme gelmesi beklenirken, süreçte silah bırakma, geri dönüş ve siyaset yasağı gibi başlıklar öne çıkıyor.
TERÖRSÜZ TÜRKİYE'DE KRİTİK AŞAMA
Ankara'da bir süredir sessiz sedasız yürüyen bir hazırlık var. Öyle sıradan bir hazırlık da değil. Yaklaşık 2 yıldır konuşulan, binlerce kez gündeme gelen, çokça tartışılan bir başlığın artık hukuki zemine oturtulması için düğmeye basılmış durumda. "Terörsüz Türkiye" sürecinden bahsediyorum. Artık süreç yeni bir aşamaya geçiyor.
TARİH 15 TEMMUZ MU OLACAK?
Meclis, 15 Temmuz'da tatile girecek. Terörsüz Türkiye'nin hukuki çerçevesi bu tarihten önce çizilecek. Meclis 15 Temmuz'da tatile girmesinden önce 9 maddelik bir çerçeve yasa Meclis Başkanlığı'nın önüne gelecek. Yani anlayacağınız Ankara, yaz tatiline girmeden önce sürecin hukuki altyapısını tamamlamak istiyor.
Kulislerde, güvenlik bürokrasisi bayram öncesinde hem İmralı hem de Kandil hattında kritik görüşmeler yürüttü. Dahası, örgütün güvenlik bürokrasisine bir takvim ve yol haritası sunduğu da konuşuluyor. Şimdi devlet tarafı da kendi değerlendirmesini yapıyor. Burada sahadan gelecek son rapor oldukça önem taşıyor. PKK'nın da bu süreçte silah bırakma konusunda yeni ve somut adımlar atacağı da ifade ediliyor.
RAPORDAN SONRAKİ AŞAMA: ÇERÇEVE YASA
Meclis gündemine getirilecek olan yasada; silah bırakan örgütün tanımı, yasanın amacı ve kimleri kapsadığına ilişkin hükümler yer alacak. Kendini fesheden örgüt mensuplarının soruşturma, kovuşturma süreçlerinin nasıl bir hukuki mevzuata tabi olacağı tarif edilecek. Ankara'da dikkat çeken nokta şu: bu kez konuşulan şey bir af değil, en azından iktidar kulislerinde kullanılan dil bu değil. Tam tersine, oldukça kontrollü ve aşamalı bir model üzerinde çalışıldığı ifade ediliyor.
SUÇA KARIŞAN VE KARIŞMAYAN AYRIMI
Mesela yasada ilk ayrım "suça karışan" ve "suça karışmayan" şeklinde yapılacak. Yani herkes aynı kategori içerisinde değerlendirilmeyecek. AK Parti kaynaklarının üzerinde durduğu formüle göre örgüt mensuplarına belirli bir süre tanınacak. Bu sürenin de 1 yıl olması yönünde güçlü bir kulis var. 1 yıl içerisinde silah bırakıp Türkiye'ye dönenlerin düzenlemeden yararlanabilmesi planlanıyor. Ama asıl dikkat çekici bölüm başka.
SİYASET YASAĞI OLACAK
DEM Parti çevrelerinden uzun süredir dile getirilen "siyaset yapma hakkı" talebinin Ankara'da karşılık bulmadığı görülüyor. Hatta tam tersine. AK Parti kaynaklarının üzerinde durduğu modelde Türkiye'ye dönen isimlere 5 yıl boyunca siyaset yasağı uygulanması konuşuluyor. Sadece bu da değil. Belirli bir süre adli kontrol hükümlerinin uygulanması da masadaki seçeneklerden biri olarak değerlendiriliyor. Yani özetle Ankara'nın verdiği mesaj şu: Dönmek isteyen dönebilir ama ertesi gün siyasete başlayamaz.
PEKİ ÖRGÜT YÖNETİCİLERİ N'OLACAK?
Sürecin en karmaşık başlıklarından biri ise örgütün üst düzey yönetimi. Ankara'da konuşulan senaryolara göre yaklaşık 8-10 bin civarında örgüt üyesinin ve 200 civarındaki yönetici kadronun büyük bölümü Türkiye'ye dönmeyecek. Bunun yerine üçüncü ülkelere gitmeleri bekleniyor. Zaten yasa hazırlığında da en hassas dosyalardan birinin bu isimlerin hukuki durumu olduğu ifade ediliyor. Türkiye'ye gelecek olanların, örgüt üyesi olmakla birlikte suç işlemeyenlerden oluşacağı ifade ediliyor. İlerleyen dönemlerde ceza mevzuatında yapılacak değişiklikler ve ceza indirimlerinden sonra suç işleyenlerin de Türkiye'ye gelebilecekleri öngörülüyor
SİYASİ DENKLEM YENİDEN KURULUYOR
Tabii tüm bunların bir de siyasi boyutu var. Çünkü mesele yalnızca silahların susması ya da örgüt mensuplarının durumunun ne olacağı değil. 9 maddelik çerçeve yasa Meclis'e geldiği an Türkiye yeni bir tartışma dönemine de girmiş olacak.
Muhalefetin yaklaşımı ne olacak, DEM Parti hangi noktada duracak, milliyetçi taban bu süreci nasıl okuyacak?
Ve en önemlisi toplum bu yeni döneme ne kadar destek verecek?
İşte Ankara'da herkes bu soruların cevabını arıyor. Bir tarafta kırk yılı aşkın süredir devam eden terör meselesinin tamamen kapanabileceğini düşünenler var. Diğer tarafta ise atılacak her adımın yeni siyasi fay hatları oluşturacağını savunanlar...
Bu nedenle önümüzdeki günlerde sadece bir yasa teklifi değil, Türkiye'nin gelecek yıllarını şekillendirebilecek bir siyasi iklim de tartışılacak. Yaşayıp göreceğiz elbette. Ancak şimdiden söylemek mümkün; Ankara'da gözler artık sonbahara değil, 15 Temmuz'a çevrilmiş durumda. Önümüzdeki birkaç hafta boyunca atılacak adımlar, yapılacak açıklamalar ve Meclis'te şekillenecek tablo; sadece bu sürecin kaderini değil, Türkiye siyasetinin yönünü de belirleyecek.