2026.06.22 08:52 Son Güncellenme: 2026.06.22 12:41
Milletvekillerinin dokunulmazlıklarının kaldırılması konusu yıllardır konuşulur. Ama gündemdeki mevzunun Türkiye gündemine girişi, 13 Mart 2016 tarihinde Ankara Güvenpark'ta bombalı araçla gerçekleştirilen PKK terör saldırısı sonrasında girmişti. Saldırıda 36 vatandaşımız hayatını kaybetmişti. Bu saldırıdan yaklaşık yaklaşık bir ay önce de, 17 Şubat 2016'da yine PKK imzalı Ankara Merasim Sokak terör saldırısı gerçekleşmişti. O saldırıda da 29 vatandaşımız hayatını kaybetti.
Aynı tarihlerde hendek-barikat terörü de gündemimizdeydi. Dönemin HDP'li yetkilileri ve vekilleri, öldürülen PKK'lıların cenazelerine katılıyor, örgütle paralel mesajlar veriyordu. Güvenpark saldırısı bardağı taşırdı.
16 Mart tarihinde Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde muhtarları ağırlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, dokunulmazlık konusunu gündeme getirdi ve şunları söyledi:
"Yani, bir kişi mi olsun, iki kişi mi olsun.. Böyle bir şeyi konuşamayız. Biz, ortaya ilkeyi koymalıyız, ilkeyi. Arkasında PKK'nın, PYD'nin, YPG'nin olduğunu çok açık net olarak söyleyenler bu ülkede temiz olacak öyle mi? Bunlara karşı parlamento eğer gerekli tavrı ortaya koymazsa bu millet ve bu tarih bu parlamentodan hesabını sorar. Bu milletin birliğini, beraberliğini bozanlar, tehdit edenler, kim olursa olsun bunların hesabını bu parlamento tarafından dokunulmazlıklarının kaldırılması suretiyle nereye havale edilecek, yargıya... Gönder yargıya. Yargı bunlar hakkında ne karar verirse versin. Sen siyasetçi olarak görevini yap."
Tartışmanın fitilini o tarihte ateşleyen sözler bunlar olmuştu.
Sonrasında önemli gelişmeler yaşandı. Kemal Kılıçdaroğlu'nun dokunulmazlık tartışmasıyla ilgili X platformunda yaptığı paylaşımdaki AK Parti'nin o tarihlerde Anayasa değişikliği yapmak istediği vurgusu da doğru bir bilgi. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın sözünü ettiğimiz açıklamadan bir gün sonraki Cumhuriyet gazetesinde şu haber yer almakta: "100 maddelik anayasa taslağı-Davutoğlu, AKP'nin anayasa taslağının Nisan'daki MKYK toplantısına sunulmasını istedi".

Yani bir taraftan anayasa tartışması var öbür yandan da dokunulmazlık meselesi.
Bu arada şu notu da düşelim: CHP'de Kemal Kılıçdaroğlu'nun ilk genel seçimi olan 2011 seçimlerinde hazırlanan bildirgede dokunulmazlıkların kürsü dokunulmazlığı ile sınırlandırılması yönünde "TEMİZ VE İTİBARLI SİYASET" başlığı altında 3 madde yer almakta. Bu maddeler şöyle:
Ancak CHP'de Kemal Kılıçdaroğlu döneminde girilen diğer genel seçimlerdeki bildirgelerde dokunulmazlıklarla ilgili bölüm yer almadı.
Şimdi tekrar başa dönelim.
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın o tarihteki çıkışına ilk yanıtı veren siyasetçilerin başında kim geliyor?
O tarihlerde CHP'nin TBMM'deki Grup Başkanvekili olan Sayın Özgür Özel. Özgür Özel, 16 Mart 2016 tarihinde yaptığı açıklamada Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın çağrısını Anadolu Ajansı'ndan Meltem Öztürk'e şu sözlerle değerlendirdi:
"AKP, HDP'liler için dokunulmazlıkların kaldırılmasını istiyor. HDP, AKP'ye dokunulmazlık hatırlatması yapıyor. MHP, geçmişten beri bu konuda özellikle yolsuzluk konusundaki duyarlılığını ortaya koyuyor. Bütün dokunulmazlık şemsiyesinin daraltılması, kürsü dokunulmazlığıyla sınırlandırılması siyaset kurumunu da rahatlatır, Türkiye'de bilerek yükseltilmekte olan tansiyonu da düşürür. Dört partiye yaptığımız çağrıyı tekrar etmeye devam edeceğiz.
Türkiye'de dokunulmazlığı yasama dokunulmazlığıyla sınırlayalım, bunun için ne yapmak gerekiyorsa hep birlikte yapabiliriz. Bunun için anayasanın dokunulmazlıkla ilgili maddesinin değiştirilmesi gerekir. Bunu tam bir mutabakatla yaparsak sorun kökten hallolmuş olur. Bu ne taziyeyi koruma altında tutar ne yolsuzluğu koruma altında tutar ne de başka bir şeyi. Bundan sonra da siyaset kurumu itibar kazanır, milletvekili hesap vereceğini bilir, görüş açıklarken özgür ama suç işleme noktasında vatandaşla eşit olduğunu bilir."
Özgür Özel'in bu söyledikleri, pek de engellemeye çalışmış gibi gözükmedi. Hatta Kemal Kılıçdaroğlu'nun söylediklerini teyit eden, destekleyen sözler bunlar.
Kemal Kılıçdaroğlu'na yüklenen meslektaşlarım, gazeteciliğin en temel kurallarından birini işletip o tarihlerdeki gazeteleri, yayın organlarını, yani arşivi karıştırsalar, görseler mesele çözülmüş olacaktı. Ama mesele "gerçeği görmek mi" yoksa "gerçek olmayanı gerçekmiş gibi kamuoyuna dayatmak mı" onu da sizin takdirinize bırakayım.
ABD ile İran arasında imzalanan mutabakatın zorlu, kırılgan ve bir o kadar da İsrail-derin ABD provokasyonlarına a...
Bakmayın siz bizdeki Avrupa Birliği sevdalılarına...Avrupa Birliği, bundan 105 yıl önce Polatlı ve Haymana ...
Yıllardır çok değerli yerlerde kalem oynattık, haber yazdık, söz söyledik.Ekranlarda, gazete sayfalarında, ...
Gazeteci-Yazar Ceyhun Bozkurt, medya kariyerinde yeni ve önemli bir göreve adım atıyor. Bozkurt, çok yakında Tivi...