2026.07.09 12:09 Son Güncellenme: 2026.07.09 12:24
Kitabın ortasından konuşalım: Yazılarını kendi kaleme alıyorsa Özgür Özel'in kendisini, danışmanları kaleme alıyorsa yine Özgür Özel'in danışmanlarını gözden geçirmesinde fayda var. Çünkü Batı'dan iktidar umma dönemi kapandı.
Daha doğrusu Türkiye'de Türk milleti dışında iktidar belirleyecek hiçbir güç yok. Dışarıdan hükümet belirleyen devir kapandı.
Önümüzdeki günlerde yıldönümü olan 15 Temmuz darbe ve işgal girişiminin püskürtülmesi, Batı'ya bağımlılığın tabutuna kuvvetli bir çivi daha çaktı. Ama birileri halen bunu anlamış değil.
Başında Özgür Özel veya ekibi geliyor.
ABD içinde emperyalist-siyonist derin ittifaktan destek alıyor. Henri Barkey ve Michael Rubin gibi azılı Türk düşmanları ve CIA ajanları Özgür Özel'e açık destek veriyor. Bir önceki yazımda aktarmıştım.
Avrupalı bazı yetkililerden destek alıyor. İlerleyen satırlarda aktaracağız.
Gelin sondan başlayalım. Özgür Özel, Salı günü Eskişehir'de yaptığı toplantıda şu sözleri söyledi:
"Elbette yönümüzü batıya, AB'ye dönüyoruz ama Rusya ve Çin ile, Türk coğrafyası ile, Balkanlarla stratejik ilişkilerin aksatılmadan ve sürekli güçlendirilerek devamını öngörüyor, bunu ısrarla öneriyoruz. Türkiye'nin bir an önce kurtulmak istediği Trump yönetimine karşı bu teslimiyeti de sonuna kadar reddediyoruz. Bundan sonra da bundan önce olduğu gibi tam bağımsız Türkiye'yi savunmaya, her türlü emperyalizme itiraz etmeye, direnmeye devam ediyoruz."
Özgür Özel'in ilk cümledeki vazgeçemediği "Batı-AB" bağımlılığını saymazsak sözlerine baktığımızda, sanki 1968 yılından fırlamış gibi bir figür ortaya çıkıyor. Rusya ve Çin ile stratejik ilişkiler, (pek 1968 söylemi değil ama Batı'ya alternatif olması açısından) Türk coğrafyası vurgusu, Balkanlar vs. Ardından da şöyle okkalı bir Trump karşıtlığı üzerinden "ABD'ye teslimiyete(!) reddiye" ve yine okkalı bir "Tam bağımsız Türkiye'yi savunma ve her türlü emperyalizme itiraz ve direniş."
Önce Özel'in cümlelerini ele alalım:
- En samimi cümlesi yönünü Batı'ya, AB'ye dönmesi. Vazgeçemiyor.
- Rusya ve Çin ile stratejik ilişkiler. Ama Financial Times yazısında Batı'ya "Erdoğan yönünü Pekin veya Moskova'ya dönebilir" diye mesaj gönderiyordu. Bui ne perhiz bu ne lahana turşusu.
- Özgür Özel ve ekibinin, Türk dünyası ile ilgili bir tane çalışması var mıdır bilmem. Bundan sonra olacaksa, ABD-AB ikilisinin Türkistan'a yönelmesi kapsamında olur. Bağımsız bir ilişki, örneğin Türk Devletleri Teşkilatı merkezli çalışma beklemiyorum.
- Özgür Özel, ABD karşıtı değil Trump karşıtı. Mesela Biden yönetiminden; zihniyetinden, küreselci emperyalist akıldan rahatsız değil. O'na göre Trump, ABD'de yıllarca insanlığın kanını emen sistemin içinde ayrık otu. O yüzden sevmiyor.
- Tam bağımsız Türkiye diyor ama Mart 2025'te BBC'ye yaptığı açıklamada, İngiltere'yi açıkça müdahaleye çağıran kendisiydi. Tam cümleleri şöyle: "Terk edilmişlik hissediyoruz. İstanbul'un Büyükşehir Belediye Başkanı'nı alıp hapse koyuyorlar ve İngiltere buna ses çıkarmıyor. O zaman bu nasıl dostluk, bu nasıl kardeş parti? Bu nasıl demokrasiyi birlikte savunmak? Demokrasinin beşiği İngiltere ve bizim kardeş partimiz İşçi Partisi buna nasıl sessiz kalabiliyor?" Yine Aralık ayında bir toplantıda "Kardeş partinizi bir otoritere ezdirecek misiniz" diye çağrı yapan kendisiydi. 1 Haziran'da Newsweek'e yazdığı yazı internette arşivlerde okunabilir. Bağımlılık bildirisi gibi...
Eskişehir konuşmasının benzerini yeni bir bağımlılık bildirisi olan 1 Temmuz tarihli Financial Times yazısında da yaptı. Dedi ki;
"Türkiye'nin siyasi gidişatını belirlemek müttefiklerimizin görevi değil. Türkiye'nin demokratları, demokrasinin dışarıdan ithal edilmesini istemiyor. Dış müdahalelerle toplumları yeniden şekillendirme girişimlerinin yarattığı yanılsamaları, öngörülemeyen sonuçları, hayalleri ve açık başarısızlıkları yeterince gördük. Bu görev Türkiye halkına aittir. Yurttaşlarımız, değişimi barışçıl yollarla istediklerini defalarca gösterdi. Baskıya ve korkuya rağmen oy verdiler, yürüdüler ve onurlarını savundular."
Öncesini, sonrasını okumasanız bağımsızlık bildirisi, emperyalist müdahalelere bir yanıt sanırsınız. "Siz karışmayın bizim işimize, biz kendimiz çözeriz" diyecek diye devam edeceğini umarsınız.
Öyle değil.
Yazının bütünü tamamen "Türkiye'nin güvenliğinden çok NATO ve AB güvenliği için Cumhur İttifakı'nı devirin, bize destek verin" çağrısı içeriyor.
Altını çizerek söyleyelim, Özgür Özel'in Eskişehir'deki konuşmasındaki o satırlar ve Financial Times'e yazdığı yazıdaki "dış müdahale karşıtı" cümle, topluma karşı bağımlılık talebini gizleyici tedbir cümleleridir. Çünkü esas olarak yapılan vurgular, NATO ve AB'ye tam bağımlı, onların güvenliğini sağlama amaçlı, bunu yaparken de bağımlılık ilişkileri garantili iktidar talebi var.
Dönelim Batı'ya bağımlılık bildirilerinin bazı noktalarına...
Emperyalizm canavarının baş görevlilerinden Biden'den gayet memnun olan Özgür Özel ve arkadaşları, ABD'deki müesses nizamı, bizim de çıkarımıza gelecek şekilde sarsan Trump'tan hoşlanmıyor. Bu kesin. Trump öncesi ABD'yi özlüyor. Henri Barkey'lere, Michael Rubin'lere "Siz kimsiniz" diyemiyor.
ABD'de Trump döneminden umudu kesince, tamamen odağını AB'ye ve NATO'nun Avrupalı liderlerine vermiş durumda. Avrupalılarla söylemlerdeki örtüşme Özgür Özel-Henri Barkey örtüşmesi gibi... Hem Özgür Özel ve Ekrem İmamoğlu hem de AB yetkililerinin Türkiye karşıtı duruşu, temel olarak aynı noktalarda, argümanlarda, manipülasyonlarda buluşuyor. Örneğin resmi olarak bir Cumhurbaşkanlığı adaylığı olmayan, diploma usulsüzlüğü nedeniyle de olmayacak gibi gözüken Ekrem İmamoğlu için benzer ifadeler kullanılıyor. Sırayla aktaralım:
- Türkiye karşıtı raporuyla tepki çeken AP Türkiye Raportörü Nacho Sanches Amor, 6 Temmuz'da izlediği İmamoğlu duruşması sonrası açıklaması şöyle: "Akın Gürlek hiçbir demokratik reformun parçası olamaz. Çünkü Ekrem İmamoğlu'nun siyasi rekabetten uzaklaştırılması sürecinde siyasi bir araç olarak kullanıldı. Ak Parti'nin seçimlerde başaramadığını yargı ve savcıları kullanarak gerçekleştirmeye çalıştılar."
- Aynı duruşmada Ekrem İmamoğlu'nun cümleleri de şu şekilde: "Ben bu ülkenin 15,5 milyon insanının oy verdiği, 25,5 milyon insanın imzası ile destek olduğu Cumhurbaşkanı adayıyım. Bunu zihinlerine kazıyacaklar. NATO toplanıyor yarın Ankara'da. Ne anlatacak bu ülkenin başındaki misafirlerine? 'Bak rakibimi hapse attım, 20 tane de dava açtım mı' diyecek."
- Özgür Özel, 1 Temmuz'daki Financial Times makalesinde şunları söylemekte: "(Erdoğan'ı kastederek-CB) Gerçek bir alternatifle karşı karşıya kaldığında, demokratik rekabeti ortadan kaldırmak için devletin ve mahkemelerin gücünü kullandı. İlk büyük hedef, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı ve CHP'nin cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu oldu... Geçen ay ise bir mahkeme, benim CHP Genel Başkanı seçildiğim kurultayı iptal etti. Yargı kararıyla görevden alındım ve Erdoğan'a karşı defalarca seçim kaybetmiş eski bir parti genel başkanı yeniden göreve getirildi."
- Avrupa Parlamentosu 2026 Türkiye taslak raporunda da ifadeleri alt alta şöyle sıralayabiliriz:
"Türkiye'de, başkanlık sisteminin derinden yerleşmiş otoriter yorumu çerçevesinde, hukukun üstünlüğünün ve yargı bağımsızlığının ciddi şekilde aşınmasından duyduğumuz büyük endişeyi dile getiriyoruz.
CHP'nin mevcut cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu'nun, onlarca soruşturma, üst üste binen adli davalar ve keyfi idari kararlar da dahil olmak üzere, uzun süredir hedef alınmasını kınıyoruz. Son olarak "siyasi casusluk" suçlamasıyla açılan bir başka iddianame ve Türkiye Cumhurbaşkanı adayı olabilmesi için gerekli olan üniversite diplomasının hukuka aykırı ve siyasi amaçlı olarak iptal edilmesini kınıyoruz.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin İmamoğlu'nun iddia edilen hukuka aykırı gözaltına ilişkin başvurusunu 'öncelikli dava' prosedürü kapsamında kabul etme yönündeki önemli kararını memnuniyetle karşılıyoruz"
Vurguları görüyor musunuz? Bütün yazılarda, açıklamalarda şu benzerlikler var:
- Ekrem İmamoğlu Cumhurbaşkanı adayı olarak konumlandırılmış.
- Erdoğan'ın en güçlü rakibi Ekrem İmamoğlu olarak gösterilmiş.
- Hepsi Adalet Bakanı Akın Gürlek üzerinden Türk yargısını hedef alıyor.
Kopya metin gibi...
Söylem birliği net.
Avrupalıların açıklamalarında, raporlarında yolsuzlukmuş, rüşvetmiş, üniversitede haksız geçişmiş, hak yemeymiş vs. hiçbiri yok.
Özetle, Özgür Özel ve Ekrem İmamoğlu, CIA'nın Türkiye'ye, milli devlete saldırısında rol alan Henri Barkey ile nasıl denk geliyorsa, son dönemlerde yoğun medet umdukları Avrupalılarla da söylem birliği içindeler.
O zaman Özgür Özel'e sorarlar.
Bu nasıl tam bağımsızlık, bu nasıl anti emperyalizm?
"Üzgünüm Sayın Özel geçti o devirler" gibi bir cümle kurmayacağım, çünkü "gayet memnunum Sayın Özel, geçti o devirler" demek mutluluk verici oluyor.
Özgür Özel'in Financial Times yazısını
Özgür Özel ile Kemal Kılıçdaroğlu'nun hamleleri arka arkaya geliyor.Özgür Özel, Batı emperyalizminin yayın o...
ABD Başkanı Donald Trump'ın ve ekibindeki bazı isimlerin İsrail'e mesafeli durduğu, hatta Beyaz Saray'ın patronunu...
Hafızamda kalan anılarımdan biridir.Katıldığım bir tartışma programında, ismini de vereyim Mehmet Tezkan, A...
Milletvekillerinin dokunulmazlıklarının kaldırılması konusu yıllardır konuşulur. Ama gündemdeki mevzunun Türkiye g...