2026.07.21 17:46 Son Güncellenme: 2026.07.21 17:47
1980'li yılların sonunda Bitlis'in Mutki ilçesine bağlı Koyunlu köyü sakinlerinin tamamı İstanbul'a göç etmiştir. O sıralar boş olan Ümraniye Hekimbaşı çöplüğünün dibinde bir gecekondu mahallesi oluştururlar. Zamanla nüfusun da yükselmesiyle burası artık bir mahalle hâline gelir ve Boztepe adını alır.
Ümraniye Belediye Başkanı Şinasi Öktem, Hekimbaşı çöplüğünün kaldırılması ve bu yere göç ederek yerleşmiş kişilerin başka yerde iskân edilmesi için çalışma başlatmıştı. Ancak o dönem Büyükşehir Belediyesi ile yaşadığı kriz ile birlikte Kadıköy, Üsküdar ve Beykoz belediyelerinin atık yeri olarak Ümraniye'yi kullanması ve bu durumun mahkemelik olması sebebiyle bu taşınma mevzusunda bir mesafe kat edilemedi. 27 Nisan 1993 tarihinde, Şinasi Öktem çöplüğün taşınması ile ilgili 8 Mayıs 1993 tarihinde referandum yapılacağını duyurdu.
Öktem'in açıklamasının ertesi günü, yani 28 Nisan 1993 tarihinde Hekimbaşı çöplüğünde metan gazı sıkışması sonucu büyük bir patlama meydana geldi. Tarihimizdeki en büyük facialardan biriydi. Patlama yaklaşık dört buçuk yıl süresince çöplerin kontrolsüz bir şekilde biriktirilmesi nedeniyle meydana gelmişti. Binlerce ton yığın, hemen çöp eteklerinde bulunan Boztepe gecekondu mahallesi üzerine doğru kaydı. Patlama ve çöp kayması o kadar yoğundu ki, evlerin bazılarına uzun süre ulaşılamadı.
Yaşanan katliamda 39 vatandaşımız hayatını kaybederken, 12 vatandaşımızın ne yazık ki naaşlarına bile ulaşılamadı.
Çöp patlaması İstanbul'un çöp depolama alanlarındaki sorunu gün yüzüne çıkardı ve 1994 Türkiye yerel seçimlerinde birçok siyasi parti, öncelikli olarak İstanbul'un çöp sorununu çözeceği vaadiyle seçimlere girdi. Çöp alanları çevre ve halk sağlığı için zararlı olsalar da bu alanların diğer bir tehlikeli yönü, depolanan çöplerin içinde oluşan gaz birikmeleriydi. Bu gazların birikmemesi için gaz uzaklaştırma bacaları yapılması gerekirdi bu yüzden siyasiler uzunca süre vaatlerinde bunu dillendirdiler.
Dönemin Başbakanı Tansu Çiller, Hekimbaşı semtini afet bölgesi ilan etti. İçişleri Bakanlığı'na verdiği emirle soruşturma başlatıldı ve müfettiş atandı.
Soruşturma sonucunda dönemin İstanbul Belediye Başkanı Nurettin Sözen ve Ümraniye Belediye Başkanı Şinasi Öktem'in görevini ihmal ettiği, Öktem'in gecekonduları yıkmayarak orada kasıtlı tuttuğu belirlendi.
Mağdurların açtığı davalar ise gecekonduların ruhsatsız olduğu ve sorumluluğun kendilerine ait olduğu gerekçesiyle geri çevrildi. İç hukuk yollarının tükenmesi sonucunda davalar AİHM'ye kadar gitti.
Aradan yıllar geçti. Recep Tayyip Erdoğan İBB Başkanı oldu ve katı atık işletme tesisleri açılmaya başladı. Bu tesislerin açılması Kadir Topbaş döneminde de sürdü. Böylece Türkiye, Hekimbaşı gibi faciaların yeniden yaşanmadığı bir döneme giriş yaptı.
Bunları neden mi hatırlattım? Çok sayıda vatandaşımızın hayatına mal olan, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Belediye Başkanlığı dönemiyle sona eren bir tehlike yeniden kapımıza geldi. Sorumlusu da İBB yönetimi.
Geçtiğimiz günlerde İSTAÇ çalışanları tarafından ulaştığım bir ihbar, bu tehlikenin boyutlarını gözler önüne seriyor. Araştırdık, tek tek not aldık.
İstanbul'da Devlet Hastaneleri, Özel ve Üniversite hastanelerinden elde edilen tıbbı atıkların toplanma ve imha edilme süreci İBB'ye bağlı İSTAÇ AŞ tarafından yapılmakta. Ama iddialara göre 1.5 yıldır İSTAÇ'a ait Kemerburgaz'da bulunan dönüşüm tesisleri arızalı ve yüzde 10 kapasite ile çalışıyor. Toplanan atıkların günlük 100 tona yakını ise Odayeri'nde bulunan alana dökülerek toprağa gömülüyor. Aktarılanlara göre 1,5 yılda 100 Milyon ton atık, şu anda toprak altında gömülü bir vaziyette bulunuyor.
Konu ile ilgili çalışanlar gün içinde toplanan ve her gece toprağa gömülen bu atıklarla ilgili videoları çekmiş ve tarafıma da izlettiler. Ayrıca UYAP üzerinden suç duyurusunda bulunmuş , defalarca CİMER'e şikayet etmişler. Şikayet üzerine bölgeye gelen Bakanlık yetkilileri gün içinde bu olayı göremedikleri için konu defaatle kapatılmış.
Gelinen süreçte toprağa karışan atık artık çevre halkı tarafından koku ve birçok şikayete konu olmuş. İstanbul Havalimanı gibi milyarlık bir yatırımın hemen yanıbaşında gerçekleşen bu çevre katliamının sonucu nereye varır bilemiyorum. Ama 1993'de Ümraniye'de yaşanan çevre katliamının bir benzerinin yaşanması söz konusu ve toprağa gömülen bu atıklar yarın bir gün bir patlamaya sebebiyet verirse ortaya çıkacak sonucu hesap edemiyoruz.
Buradan başta Adalet Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı ve Çevre Şehircilik Bakanlığı'na ve Sayın Bakanlara sesleniyorum. İddialar vahim, şikayetçilerin delilleri ortadayken bu işe başta İBB olmak üzere kim veya kimler göz yumuyor? Yeni bir facia yaşanmasına izin vermeden lütfen gerekli müdahalede bulunun.
İlgili bilgileri ve belgeleri de Tiviport'ta yayınlayacağız.
Sularımız kirleniyor, kıyılarımıza plastik atıklar vurmaya...Özellikle sıvı alımı veya gıda için kul...
15 Temmuz saldırısının 10'uncu yıldönümündeyiz.Dost site Haber365'teki
İsrail'deki Netanyahu yönetiminin, kabinede kabul ettikleri sözde Ermeni Soykırımı tasarısını geri çektiği ...
Kitabın ortasından konuşalım: Yazılarını kendi kaleme alıyorsa Özgür Özel'in kendisini, danışmanları kaleme alıyor...
Özgür Özel'in Financial Times yazısını